 |
 |
 |
 |
 |
|
Tuesday, November 03, 2009
belki ben gözlerimi kapatınca sen dışarıda kalıyorsundur?
What I want from you Is empty your head They say be true Don't stain your bed We do what we need to be free And it leans on me Like a rootless tree
What I want from us Is empty our minds We fake a fuss And fracture the times We go blind When we've needed to see And it leans on me Like a rootless...
So fuck you, fuck you, fuck you And all we've been through I said leave it, leave it, leave it It's nothing to you And if you hate me, hate me, hate me Then hate me so good that you can let me out Let me out of this hell when you're around Let me out, let me out, Let me out of this hell when you're around Let me out, let me out
What I want from this Is learn to let go No not of you Of all that's been told Killers reinvent and believe And this leans on me Like a rootless...
Let me out, let me out, let me out...
It's hell when you're around
kendin bul. yoruldum artık ben.
Posted at 10:49 pm by elphinya
Permalink
Saturday, October 31, 2009
sabırsız sanırsınız,oysa...
a strangely isolated place- ulrich schnauss
dur daha dur sen orda, bekle, ben geliyorum.... sen daha dur...
Posted at 10:40 am by elphinya
Permalink
Tuesday, October 27, 2009
annecim, yavaş geçsin günler bi.
-Don't you KNOW! I can't tell you how to make it GO! No matter what I do, how hard I TRY! I can't seem to convince myself WHY! -good morning you too, beautiful mind... -I'd prefer 'focused' mind, beautiful :)
böyle de şirin ötesi bir insan* işte. ekmak banası.
Posted at 11:04 am by elphinya
Permalink
Monday, October 26, 2009
the orange sun and the purple moon
-yorgunum, hem de çok. ne yapmam gerekiyor, bilmiyorum... -düşünmeyi bırak sadece. her şey düzelecek, inan bana. -nasıl emin olabilirsin ki bundan? hem insan nasıl düşünmez ki...münkün mü bu?beni ben yapan tek şey düşünmekken nasıl istersin bunu benden? -isterim...çünkü bıktım artık seni kendine hapsettiğini görmekten. bıktım artık. sonu gelmek bilmez hayallerinin yarattığı ağırlığın seni ezmesinden. özledim seni. hem de çok. gülüşünü özledim, gerçekten gülmeni... -nasıl özlersin ki beni, hep yanındayım zaten... her an burda değil miyim? -değilsin işte. her an kayboluyorsun beyninin kıvrımlarında, saçma sapan bir şarkının melodisinde, kelimelerin içinde... çık artık o lanet olası yerden. çık da sarılayım sana rahat rahat. -ben de seni özledim. ben istemiyor muyum sanıyorsun...ben çok mu rahatım bunca kabuk altında... ben çok mu seviyorum dinlediğim müzikleri, ama kulağımdalar işte. gitmiyorlar. ben istemez miyim yazmak yerine yaşamayı. ben de istemez miyim kaygısız olmayı. ben de istemez miyim sana sarılıp tenine dokunmayı, kokunu içime çekmeyi. ama olmuyor işte. olmuyor bir türlü...korkuyorum. -ben gidiyorum o halde. daha fazla bu durumu izlemeye katlanamam. en azından birimiz şu duvarların dışında olmalı. -bırakma beni, lütfen. sen de olmazsan...nasıl kalırım hayatta? -hoşçakal. -gitme! -...
Thanks to the d. for the monologue.
Posted at 10:00 am by elphinya
Permalink
Saturday, October 24, 2009
you wanna get fucked inside out.
üstünden bastırıyordu kafamın. bağırtmadan, ama öylesine tek noktadan ve sabit bir şiddette veriyordu acıyı. tenime değdiği yerden, buhran, sıkıntı, hüzün ve anlamsızlığa dönüştürüryordu her bir başınabuyruk hücre, içinde bilgisini saklamadığı bu yabancı maddeyi.gözlerimden yaş geliyordu, ama silmek için avuçlarımı bulamıyordum ceplerimde. en yakınımdan bir camdan duvara tereddütsüzce vurmak istedim vücudumu bugün. her bir parça kirpiklerimi kessin istedim, bana bir daha düşünme fırsatı vermesin, ya da parmaklarımda derman bırakmasın. o binadan ötekine savrulurken her şeyi ait olduğu yere bırakabileyim.
damla damla, azar azar akıp gittiğini hissediyorum metanetimiin. aklım buruşuyor, uyuşuyor. daha da içeriye, derinlere kaçan sesimin, duyulmadığını varsayarak kendine çırpındığı "yeter artık" ların, dalga geçen ve aşağılayıcı ekosu, kanımı donduruyor. yetmeyenin ne olduğu konusuna gelince, kime sorsan, farklı söyler hikayemi. hepsini toplasan, diyeceğim de, artık bunun için öğretmenler zili bile çaldı çoktan. ben biraz uyuyakaldım çimlerde, çantamı yastık yaptım istemediğim bir yeryüzünün üstünde, mavisinden saçlarıma çalmak istediğim bir gökyüzünün altında.
sonra bir bankın üstünde, üşüyorum. müziksizliğin eşliğinde, kapşonların altında, kalp atışlarının ritminde titriyorum, sarılmazsam eğer. olmak isteyeceğim yerler içinden, öyle bir binkabuklunun yanında huzurlanıyorum, göz hizasının altında bir yerler. yetiyor bana. artıyor. çoğalıyor. bir tane kabuğunun arasından girip, onu kafamın üstüne çekiveriyorum. rahatım orada.
ama içimde, çok fazla şey birikiyor, büyüyor, ve rengimi değiştiriyor. ödünçlerin değil, süresizlerin yükü çok.
"you wanna be bastard of yourself." or... already?
Posted at 12:32 am by elphinya
Permalink
Wednesday, October 21, 2009
bullshit hayatım, hepsi de.
Love; I hope we get old, I hope we can find a way of seeing it all. Love; I hope we can be, I hope I can find a way of letting you see That I'm so easy to please, so easy. Love; I hope we grow old, I hope we can find a way of seeing it all. Love; I hope we can be I hope I can find a way of letting you see That I'm so easy to please, so easy.
böyle anlaşıcaz bundan sonra. sadece şarkı sözleriyle. ne sandın, hayalgücümün de bir sınırı var dev aynasında.
her neyse, mevsim çok fena değişiyor üzerimde, o yüzden çok da gelme üstüme, canlı şurubu yok. ses var, görüntü yok, bir türlü.
Posted at 11:47 pm by elphinya
Permalink
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
|
 |