güneşmavinin öyküsü yoktur; ve gökkuşağının yedi rengi.


Monday, October 26, 2009
the orange sun and the purple moon

-yorgunum, hem de çok. ne yapmam gerekiyor, bilmiyorum...
-düşünmeyi bırak sadece. her şey düzelecek, inan bana.
-nasıl emin olabilirsin ki bundan? hem insan nasıl düşünmez ki...münkün mü bu?beni ben yapan tek şey düşünmekken nasıl istersin bunu benden?
-isterim...çünkü bıktım artık seni kendine hapsettiğini görmekten. bıktım artık. sonu gelmek bilmez hayallerinin yarattığı ağırlığın seni ezmesinden. özledim seni. hem de çok. gülüşünü özledim, gerçekten gülmeni...
-nasıl özlersin ki beni, hep yanındayım zaten... her an burda değil miyim?
-değilsin işte. her an kayboluyorsun beyninin kıvrımlarında, saçma sapan bir şarkının melodisinde, kelimelerin içinde... çık artık o lanet olası yerden. çık da sarılayım sana rahat rahat.
-ben de seni özledim. ben istemiyor muyum sanıyorsun...ben çok mu rahatım bunca kabuk altında... ben çok mu seviyorum dinlediğim müzikleri, ama kulağımdalar işte. gitmiyorlar. ben istemez miyim yazmak yerine yaşamayı. ben de istemez miyim kaygısız olmayı. ben de istemez miyim sana sarılıp tenine dokunmayı, kokunu içime çekmeyi. ama olmuyor işte. olmuyor bir türlü...korkuyorum.
-ben gidiyorum o halde. daha fazla bu durumu izlemeye katlanamam. en azından birimiz şu duvarların dışında olmalı.
-bırakma beni, lütfen. sen de olmazsan...nasıl kalırım hayatta?
-hoşçakal.
-gitme!
-...


Thanks to the d. for the monologue.

Posted at 10:00 am by elphinya

 

Leave a Comment:

Name


Homepage (optional)


Comments







Previous Entry Home Next Entry

elphinya
October 5th 1989  (Age 20)
Female
Ankara







<< October 2009 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
 01 02 03
04 05 06 07 08 09 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31








If you want to be updated on this weblog Enter your email here:




rss feed